


Yerel yönetimler, ulusal sınırlar içerisindeki değişik büyüklüklerdeki topluluklarda yaşayan
insanların, ortak ve yerel nitelikteki gereksinimlerini karşılamak amacıyla kurulan ve hukuk düzeni içerisinde oluşturulmuş olan anayasal kuruluşlardır. "Yerel yönetimler, belli bir coğrafi alan üzerinde yaşayan yerel topluluk üyelerinin kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, ekonomik, sosyal, kültürel zenginliğe ve refaha ilişikin yerel hizmetleri genel yetkiyle, kendi sorumluluğu doğrultusunda yerine getiren, işleyişinde açıklığı, şeffaflığı çoğulcu ve katılımcı demokrasi ilkelerini hayata geçiren, yetkilerin yerel halka en yakın yönetim birimince kullanıldığı, kamu tüzel kişiliğine sahip, özerk, demokratik bir kuruluştur. Belediye, valilik, kaymakamlık örnek olarak verilebilir.
Yerinden yönetim, çeşitli kamu hizmetlerinin, merkezi idare dışında örgütlenmesi, yürütülmesidir. Yerinden yönetim ilkesi aslında özerklik kurumunun anayasal bir temele oturtulması anlamına gelmektedir. Özerklik, siyasal ayrılıkçılık anlamına gelmediği halde, yerel yönetimlerin güçlenmesi, yerel yönetimlere özerklik tanınması düşünceleri, ayrılıkçılık, bölücülük suçlamalarıyla karşılaşmaktadır. Yerel yönetimler açısından özerklik, Anayasa ve yasaların belirlediği kamu hizmetlerinin önemli bir bölümünün yurttaşların yararına olarak, yerel yönetimlerin sorumluluğu altında yerine getirilmesi yetkisidir. Yerel yönetimlerin yetkileri düzenlenirken, yerel ve ortak nitelikli ihtiyaçların bu birimlerce karşılanması gereği göz önünde bulundurulmalıdır. Devlet faaliyetlerinin etkili ve verimli yürütülmesi için, merkezin yükünün paylaşılması gerektiği, kamusal faaliyetlerin merkezden yürütülemediği açıktır. Ülkemizde bu nedenle her siyasal iktidar, yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılacağını, merkezin yükünün hafifletileceğini belirtir. Ancak, uygulamada bu hedeflere ulaşılamamıştır.
Yerel yönetimler tüzel kişiliğe sahiptirler.
Tüzelkişilik, yerel yönetimlerin, görev alanı ile ilgili karar almasını ve bu kararları uygulayabilmesini sağlar.
Yerel yönetimlerin karar organları seçimle işbaşına gelir.
Demokratik yönetimin de bir gereği olarak, yerel yönetimlerin karar organlarının seçimle işbaşına geleceği kabul edilmiştir (AY m. 127). Ancak, günümüzde belediyelerin karar organı olan encümenler, Anayasanın açık kuralına rağmen seçimle oluşturulmamaktadırlar.
Yerel yönetim seçimleri beş yılda bir yapılır.
Anayasada değişiklik yapılarak, milletvekili seçimleriyle birleştirmek için bir yıl erkene alınması veya ertelenmesi mümkün kılınmıştır.
Yerel yönetim seçilmiş organlarının organlık sıfatının kaybı yargı kararıyla olur.
Anayasa, yerel yönetimleri, merkezi idareye ve merkezi idareyi oluşturan siyasal iktidara karşı güvence altına almak için, seçilmiş organların organlık sıfatlarını kaybetmelerini yargı kararına bağlamıştır. Belediye meclislerinin feshi, belediye başkanlarının başkanlıktan düşürülmeleri Danıştay kararıyla olmaktadır. Anayasanın bu kuralı köy organları için işletilmemektedir.
İçişleri Bakanı geçici olarak görevden uzaklaştırma yetkisine sahiptir.
Anayasanın 127. maddesine göre, görevleri ile ilgili bir suç sebebiyle hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahalli idare organlarını veya bu organların üyelerini, İçişleri Bakanı geçici bir tedbir olarak, kesin hükme kadar uzaklaştırabilir.
Yerel yönetimler üzerinde idari vesayet denetimi vardır.
İdarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde mahalli hizmetlerin yürütülmesi, kamu görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amacıyla, merkezi idareye yerel yönetimler üzerinde denetim yetkisi tanınmıştır. Bu yetkiye idari vesayet denmektedir.
İdari vesayet denetimi yasalarla belirlenen esas ve usullerle yapılır. Ülkemizde yerel yönetimlerin oluşturulması çalışmaları Tanzimat sonrası idari reformlarla başlamıştır. Daha önceleri, vakıflar, ahi teşkilatları ve kadılar aracılığıyla mahalli hizmetlerin yürütüldüğünü görmekteyiz. Ancak bu kurumlar, demokratik esaslara dayalı yerel yönetim biçimine dönüşememişlerdir. Fransız modelinden esinlenerek, mahalli idareler oluşturulmaya çalışılmıştır. Günümüzde yürürlükte olan İl Özel İdaresi Kanunu 1913 tarihlidir, Osmanlı İmparatorluğu'ndan miras kalmıştır.
Belediye Kanunu, 1930 tarihli, Köy Kanunu ise 1924 tarihlidir.
Yerel yönetimler devlet sınırları içinde yerleşmiş irili ufaklı insan topluluklarının(köy,kasaba,kent vb.) ortak ve yerel nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla belirli bir hukuk düzeni içinde oluşturulmuş anayasal kuruluşlardır.
Bu ihtiyaçlara iç ve dış güvenlik,adalet,ülke düzeyinde toplumsal refah ve kalkınmanın sağlanması,sosyal güvenliğin etkin bir biçimde gerçekleştirilmesi gibi hususlar dahildir.Devlet bu tür görevlerini etkin bir biçimde gerçekleştirebilmesi için faaliyet alanları tüm ülkeyi kapsayan bir “ merkezi yönetim” örgütü kurmuşlardır.Ülkemizdeki il,ilçe ve bucak merkezi yönetimin taşra örgütünü kurmuşlardır.
Yönetim birimlerinin her biri ayrı bir hukuki kişiliğe sahiptir.Ancak görev ve yetki açısından “merkezi” olan tüm ülkeden “yerel” olanları da kanunlarla belirlenen kendi sınırları içindeki alanlardan sorumludurlar.
TOPLUCA YAŞAMA VE YERLEŞME BİRİMLERİ
Adeta kendiliğinden ortaya çıktığı için doğal bir özelliğe sahip bulunan bu tür topluluklara komün adı verilir.Bu komünler,yerleşme alanlarının büyüklüğüne ve yerleşenlerin sayısına göre değişmek üzere köy,kasaba ve kent olarak adlandırılır.Yerel yönetimler,burada sözü edilen yerleşme birimlerinin yönetim açısından örgütlenmeleri ve hukuki bazı yetkilerle donatılmaları tüzel kişiliğe sahip olmak gibi sonunda ortaya çıkan kuruluşlardır.
YEREL YÖNETİMLERİN GEREKLİLİĞİ
Devlet,ulusal sınırlar içerisinde yaşayan bir topluluğun ortak nitelikteki ihtiyaçlarını karşılar,genel menfaatlerini gözetir,korur ve temsil eder.Devlet bu görevini merkezi yönetim adı verilen bir örgüt aracılığı ile yerine getirir.Bu örgütün gerektirdiği irili ufaklı çeşitli hizmet birimleri ülkenin her yanına yayılır ve hiyerarşik anlayışına uygun bir biçimde kendilerine verilen görevleri yerine getirirler.Türkiye’deki iller,ilçeler,nahiyeler merkezi yönetimin ülke yüzeyine yayılmış,irili ufaklı hizmet birimlerinin somut örnekleridir.Ancak bütün toplumlarda,devletin yanı sıra ulusal sınırlar içinde yaşayan topluluğu oluşturan diğer birçok yerleşme birimleri daha vardır.Bunların bazıları çok küçüktür.örneğin köy gibi.Bazıları da son derece büyüktür,milyonluk kentler ve metropoller gibi.Bu sonuncu yerleşme birimlerinin kendi bölgesel sınırları için geçerli olan bir takım genel ve ortak ihtiyaçları vardır.Büyük bir çoğunlukla bölgesel bir niteliğe sahip olan ve bu nedenle de esas olarak yerel yönetimlerin görevleri arasında gözüken hizmetler,daha önemli bulunmuştur.Nitekim günümüzde yerel yönetim denildiğinde bu kuruluşların tüzel kişiliğe,ayrı mal varlığına ve bütçeye,seçimle iş başına gelenlerden oluşan karar organlarına,sınırlanmış da olsa belirli bir özerkliğe sahip bulunmaları zorunlu birer ön koşuldur.
Bugünkü hukuki niteliklerine ve etkinliklerine sahip olmasalar da yerel yönetimler ilk kez merkezi otoritenin yetkilerinden bir kısmını bazı yerel otoritelere devretmesinin ve yerel bazı topluluklara bazı haklardan yararlanma imkanını tanımış olmasının bir sonucu olarak da ortay çıkmışlardır.
Yeni bir devlet kurulmakta olduğunu varsayalım.Böyle bir devlet,kamusal ve yarı kamusal hizmetlerin sunulmasını sadece merkezi yönetim hizmet birimleri aracılığı ile sağlayabilir mi?Bir takım zorlamalarla sağlayabilse dahi böyle bir tutumun rasyonel bir davranış olacağı söylenebilir mi?Elbette ki söylenemez.Çünkü,kamusal hizmetlerin sunulmasının sadece merkezi yönetim birimleri aracılığı ile gerçekleşmesi hukuki,siyasal ve ekonomik bir takım gereklere ve gerçeklere aykırı düşer.
YEREL YÖNETİMLER VE HUKUKİ FAKTÖR
Merkezi Yönetim ve Yerinden Yönetim
Her devlet varolması doğal olan yasama,yürütme ve yargıya ilişkin tüm yetkiler,kamu gücünün tamamı,merkezi bir otoritede toplanır ve her iş merkezden yönetilirse merkeziyetçi bir sistem olduğu anlaşılır.Bu durumda,ister yerel düzeyde ister ülke düzeyinde olsun tüm kamu hizmetleri devletin tüzel kişiliğinde toplanır ve merkez ya da merkez hiyerarşisine dahil örgütlerce gerçekleştirilir.
Yerinden yönetim (ademi merkeziyet) ise, yerel nitelikteki kamusal hizmetlerin devletin tüzel kişiliği dışındaki kamu tüzel kişilerinde gerçekleştirilmesi için bir kısım kamu güçlerinin daha az yetkili bir otoriteye transfer edilmek amacıyla merkezi otoriteden geri çekilmesini ifade eder.
Yerinden Yönetim Özelliklerine İlişkin Bazı Açıklamalar
Yerel yönetimler ki yerinden yönetim ilkesinin öngördüğü kuruluşlardır.Her şeyden önce özerktirler.Karar ve yürütme organları seçimle iş başına gelirler.İdari özerkliklerinin simgesi olan tüzel kişilikleri,mali özerkliklerinin simgesi olan kendilerine özgü bütçeleri vardır.Hemen belirtelim ki burada sözü geçen özerklik kayıtsız şartsız başlı başına buyrukluk ya da geniş anlamda bir bağımsızlık değildir.Bütün bunlardan ötürü yerel yönetimler kuruluş amaçlarına ters düşmeyecek bir biçimde ve yasalarda öngörülen sınırlar içinde merkezi yönetimin denetimine tabi tutulurlar.
Yetki Genişliği İle Yerinden Yönetimin Arasındaki Farklar
Yerinden yönetim,bilindiği gibi merkezden yönetimin tam bir karşıtıdır.Bu uygulamadan yürütmeye ilişkin bir kısım yetkiler merkeze değil seçimle iş başına gelmiş bazı yerel organlara verilir.Yetki genişliği ise, merkezden yönetimin bazı sakıncalarını giderebilmek için merkez tarafından kendi memurlarına bazı yetkilerin devredilmesinden ibarettir.Şöyle ki,her işin merkezden yürütülmesi bazı önemli ve acele işlerin gecikmesine sebep olabilir.Bu durumu önlemek için merkez kendi memurlarına,örneğin vali’ye,yürütmeye ilişkin bazı hususlarda merkeze sormaksızın karar alma yetkisini veriri.Kısacası valinin yetkisini genişletir.Vali genişletilen bu yetkiyi yine de merkez adına kullanır.İşte buna yetki genişliği denilir.
Yerinden Yönetimin Türleri ve Özellikleri
İdari Yerinden Yönetim
İdari yerinden yönetim merkeziyetçi sistemin,yerel nitelikteki ortak yararları gereği gibi koruyamaması sonunda ortaya çıkmış bir sistemdir.Bu sistemde yasama ve yargı konularındaki bütün yetkiler merkezi yönetime aittir.İdari yerinden yönetimde yerel kuruluşlara sadece yürütmeye ilişkin bazı yetkiler tanındığından kamu kudreti aslında yasama ve yargı güçlerini kullanma hakkını elinde bulunduran merkezi yönetime aittir.
Hizmet Yerinden Yönetimi
Hizmet yerinden yönetimin esası,belirli bir kamu hizmetinin merkezin dışında bağımsız bir örgüte bırakılmasıdır.Merkezi hiyerarşiye tabii bulunmayan bu örgüt,kendisine verilen hizmetle ilgili konularda yürütme ile ilgili kararlar almak zorundadır.Örneğin; üniversiteler,ticaret odaları
Yerel Yerinden Yönetimi
Yerel yerinden yönetimin esası,bir bölgenin sakinlerine ve o bölgedeki topluluğun ortak ve genel yararlarını gereğince koruyabilmek için sözü geçen yararları kendi organları vasıtasıyla saptamak ve gereğinin yerine getirmek hususunda özerklik verilmesidir.Türkiye’de belediyeler ve köyler yerel yerinden yönetimin tipik birer örnekleridir.
İdari yerinden yönetimin sonucu olarak ortaya çıkan yerel yönetimler merkezi yönetimin tüzel kişiliğinden ayrı birer tüzel kişiliğe,yani idari özerkliğe sahiptirler.Yerel yönetimlerin devlet bütçesinden ayrı bütçeleri ve bağımsız gelir kaynakları vardır.Ayrı bütçeye sahip olma hakkı,yerel yönetimlerin mali özerkliğe de sahip olduklarının bir ifadesidir.Bunun sonucu olarak,yerel yararların gerektirdiği harcamaları yapmak ve bu harcamaları karşılayabilecek gelirleri tarh ve tahsil etmek yetkisi de o yerel yönetimin sınırları içinde oturanların seçtikleri yerel organlara aittir.Dolayısıyla bu yönetimler bütçelerini de kendileri düzenlerler ve uygularlar.Ayrıca merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerinde denetim yetkisi de vardır.Bu denetim hiyerarşik bir kontrol değildir.İdari vesayet adı verilen ve yerel yönetimlerin idari ve mali özerkliği ile bağdaşabileceği kabul edilen özel bir denetim türüdür.
YÖNETİMLER ARASI İLİŞKİLERİN KAPSAMI VE ÖZELLİKLERİ
GİRİŞ
Hizmet bölüşümüne ilişkin teorik plandaki araştırmalarda genellikle bazı temel ilkeler üzerinde durulmaktadır.Örneğin, “merkezi yönetim öylesine kamusal mallar üretmelidir ki bunlar tüm ülke halkına yarar sağlasın,ya da yerel yönetimler faaliyetlerinin seviyesini o mahalle yaşayanlarının ihtiyaçlarını karşılayacak ayırmalıdırlar.
Yerel yönetimlerin bazı hizmetleri üretebilmeleri için faktörleri elde etmesine,faktörleri elde etmesi için de gelire ihtiyacı vardır.Bu süreç aynen merkezi yönetim için de geçerlidir.Merkezi yönetim ile yerel yönetimler kaynak elde etmek için gerekli geliri milli gelirden sağlayacaklarına göre bu konudaki kaynak ya da gelir bölüşümü hangi kriterlere göre ve nasıl düzenlenmelidir.
Türk maliye literatüründe,merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasındaki meydana gelen gelir ve gider bölüşümü olayına “mali tevzin” denir.Söz konusu olan husus,yetkiyi elinde bulunduran organın,örneğin yasama organının görevleri ve kaynakları merkezi yönetim ile yerel yönetimler arasında paylaştırmasıdır.
Yerel Yönetimlerin Merkezi Yönetime Karşı Korunması Gereği
Kabul etmek gerekir ki kamu hukuku açısından merkezi yönetim,idari vesayet altında tutuğu yerel yönetime karşı bir üstünlüğü vardır.Şayet yerel yönetimlerin hakları,yetkileri,görevleri önceden kesinlikle belirlenmezse merkezi yönetim keyfi tasarruflar sonucu yerel yönetimlere bir takım külfetler yükleyebilir;ya da yerel yönetimlerin bazı haklarını elde etmesine engel olabilir.Bu gibi durumlara bazen ekonomik,fakat genellikle politik faktörler sebep olur.Örneğin merkezi yönetim gerekli kaynağı sağlamadan yerel yönetime,önemli harcamaları gerektiren bir hizmetin yapılması görevini verebilir.Veya yerel yönetime kendi aracılığıyla transfer edilebilecek bu fonu bloke edebilir;transferini geciktirebilir;miktarında indirim yapabilir.Bu gibi durumlarda görev ve kaynak bölüşümü sorunu şayet rasyonel bir esasa bağlanıp hukuki teminat altına alınmamışsa yerel yönetimler kendi bölgelerindeki hizmetleri ya hiç,ya da gereğince gerçekleştirememek durumu ile karşı karşıya kalabilirler.
Fakat genellikle yerel yönetimlerin gerekli kaynakları elde edemeyip optimum düzeyde mal ve hizmet üretememelerinin bir diğer nedeni ise politik oyunlarla ortaya çıkar. Merkezi yönetimler ile yerel yönetimlerin seçimle iş başına gelen organlarına farklı siyasal partilerin egemen oldukları dönemlerde gözlenmektedir.
İKTİSADİ KRİTER(OLMASI GEREKEN)
Her devletin ekonomik alandaki amacı sınırları içindeki toplumun iktisadi refahını maksimize etmektir.Bunun koşullarından biri de kaynakların optimum etkinlikte kullanılmasını sağlamaktır.Bu sorunun çözümü,kamusal ve yarı kamusal hizmetlere olan talep ve kaynak miktarı veri olarak kabul edildiğinde,iktisadi refahın maksimizasyonu açısından söz konusu hizmetlerin kamu üretici birimlerinin hangisi tarafından ve ne şekilde üretileceğinin saptanmasıdır.Bunu belirlenmesi için hizmet alanının yayıldığı alan ve dışsallıklardır.
Hizmet Faydasının Yayıldığı Alan
Kamusal hizmetlerin fayda alanları birbirinden son derece farklıdır.Kaynak kullanımında etkinliğin sağlanması açısından,faydası belli bir bölgeye yayılan hizmetlerin merkezi yönetim tarafından görülmesini düşünmemek gerekir.Çünkü,bölge sakinlerinin tercihlerini yerel yönetim kadar anlayabilme olanağına sahip bulunmayan merkezi yönetim,hizmete de gerekli kaynağı ayıramaz.
Bölgesel Değerlendirilmiş Mallar
Yerel yönetimler tarafından gerçekleştirilen hizmetlerin tamamına yakın bir kısmı,bölgesel düzeydeki değerlendirilmiş mallardır. “Değerlendirilmiş mal”, tüketimleri dış fayda yaratan hizmetleri ifade etmektedir.Eğitim,sağlık ve konut hizmetleri bu tür malların tipik örnekleridir.Değerlendirilmiş malların marjinal sosyal faydası marjinal özel faydasından büyüktür.Bu sebepten ötürü bu tür malların üretimi tamamen piyasaya bırakılamaz.Çünkü,piyasa,bunların üretimine optimum düzeyde kaynak ayıramaz.Piyasanın ayıracağı kaynak miktarı ancak pazarlayabileceği ürüne yetecek düzeydedir.Bu düzeyi belirleyecek olan özel faydayı yansıtan taleptir.Bu durumda değerlendirilmiş malların üretimi kısmen veya tamamen kamu tüzel kişileri tarafından gerçekleştirilir.Değerlendirilmiş malların faydası bazen ülkenin tümüne,bazen de belirli bir bölgeye yayılır.Örneğin,yüksek öğrenim hizmetlerinin fayda alanı ülkenin tümü olduğu halde(merkezi yönetim),ilk öğrenim hizmetleri ile bir kısım sanat okullarının fayda alanı genellikle(yerel yönetim) bölgeseldir.Ayrıca bataklık vb. doğal bazlı özellikler sebebiyle ortaya çıkması muhtemel sıtma türünden hastalıklara karşı gerçekleştirilen sağlık hizmetlerinin fayda alanları bölgeseldir.Bu gibi durumlarda fayda alanı bölgesel olan değerlendirilmiş malların üretimini yerel yönetimlere bırakılması gerekir.Ancak bu takdirde merkezi yönetime sübvansiyon şeklinde özel veya bağışlar yolu ile mali yardımlarda bulunmak suretiyle bölgesel değerlendirilmiş malların fiyatının( bu tür malların tüketiciye bir bedel karşılığında sunulduğu varsayımı altında) marjinal maliyetinin altına düşürülmesine yardımcı olabilir.
Hizmetlere Olan Talebin Optimum Düzeyde Belirlenmesi
Bu görüşe göre,bireyler,kamusal hizmetlere olan taleplerinin tercih sırasını ve miktarlarını oy mekanizması aracılığıyla belirtirler.Bu varsayımdan hareketle,yerel hizmetlere olan tercihlerin sırası ve miktarı seçimlerde daha kesinlikle belirlenebilir.
Dışsallıkların Giderilmesi Sorunu
Kaynakların optimum etkinlikte kullanılması amacından uzaklaşılmasına,bir diğer söyleyişle bazı sapmaların meydana gelmesine sebep olan en önemli faktörlerden biri de dışsallıklardır.Bölgeler arasında paylaşılmış faydalar kadar paylaşılmış zararların da mevcut olması yatay seviyedeki mali ilişkilerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.Çünkü yerel yönetimlerin giriştikleri faaliyetler sebebiyle komşu alanların bir takım faydaları paylaşmaları ya da bir takım zararları paylaşmaları biçiminde etkilenmeleri doğaldır.
Azalan Verimler Kanununun Etkisi
Fayda alanı bölgesel olan hizmetlerde de işletme büyüklüğünün belli bir noktadan sonra artması halinde azalan verimler ortaya çıkabilir.Bu da üretimdeki verimin düşmesine neden olur..Bundan dolayıdır ki,hizmet bölüştürülmesinde hizmetin gerektirdiği optimal işletme büyüklüğü ile hizmet ünitesinin kapasitesi ve faaliyet alanının genişliği arasındaki ortak ilişkileri iyi değerlendirmek gerekir.
GELENEKSEL VE DENEYSEL KRITER(OLAN)
Ulusal düzeydeki bölünmezlik ve mahrum edilemezlik özelliklerine sahip milli savunma,diplomasi,iç güvenlik,adalet vb.pür kamusal mallar kesinlikle merkezi yönetim tarafından üretilmektedir.Yerel yönetimler ise genellikle bölgesel düzeydeki yarı kamusal mallar ki bunların çoğu değerlendirilmiş mallardır.Bu sonunculara örnek olarak su kanalizasyon,mezbaha,kent içi ulaştırma ve bir kısım sağlık hizmetlerini gösterebiliriz.
HİZMETLERİN GİDEREK MERKEZİLEŞTİRİLMESİNİN NEDENLERİ
Gelirlerin Merkezileştirilmesi
Kamu maliyesi alanında özellikle üniter devletlerde,bol gelir getiren vergilerin hemen hemen tamamı merkezi yönetimin elinde toplanmıştır.Gelir Vergisi,Kurumlar Vergisi,K.D.V türünden muamele vergileri,gümrük vergisi,çeşitli servet vergileri bugün için tamamen merkezi yönetimin tasarrufundadır.
Yerel yönetimler gelir kaynaklarını kaybettikleri ölçüde hizmet gelire bağlı olduğundan hizmet görme olanaklarını da yitirmişlerdir.Bu durumda,geliri sahiplenen merkezi yönetim hizmeti de üstlenmek durumunda kalmıştır.
Teknik ve Ulaştırmadaki Gelişmeler
Teknikte ve özellikle ulaştırmada kaydedilen gelişmeler uzaklıkları kısaltmış,nüfus hareketliliğini arttırmış ve sonuçta bölgesel ayrılıklar kavramında çok köklü değişikliklere sebep olmuştur.Ulaştırmada sağlanan hız,özellikle yüzölçümüyle çok büyük olmayan ülkelerde,nüfus hareketliliğinin de bugüne kadar görülmemiş bir biçimde artması sonucu bir anlamda ülkenin bütününü tek bir bölge seviyesine indirmiştir.Yerel yönetimlerin bu tür hizmetleri sağlayabilmesi için merkezi yönetimin koşullu bağışlar politikası aracılığı ile çeşitli yerel yönetimlerin eşit kalitede hizmet üretmelerine yardımcı olması,küçük hizmet birimlerinin birleştirilmesine gitmek suretiyle uygun daha geniş hizmet birimleri kurma yoluna gitmesi veya görevi bizzat kendisinin devralmasıdır.Uygulama,hemen hemen her ülkede üçüncüsü yani hizmetin merkezi yönetim tarafından yürütülmesidir.
Göçlerin Sebep Olduğu Değişiklikler
İktisadi ve sosyal bir kısım sebepler dolayısıyla köylerden kentlere yoğun bir nüfus akımının varlığı XX.yüzyılın ikinci yarısının temel toplumsal sorunlarından biridir.Merkezi yönetimin ulusal düzeydeki hizmetleri üstlenmesi ise hizmet bölüşümünün ilk ve temel koşuludur.
Hizmetlerin Alışılmamış Boyutlara Ulaşması
Teknolojideki gelişmeler sonucu bazı hizmetler öylesine boyutlar kazanmıştır ki,bazen merkezi yönetim de tek başına karşılayamaz duruma düşmüştür.Sonunda hizmetin,uluslar arası kuruluşlar ya da çok taraflı anlaşmalar yolu ile gerçekleştirilmesi zorunlu hale gelmiştir.Çevre korunması bunun tipik örneklerindendir.
YEREL YÖNETİMLERİN ÖNEMİNİ ARTTIRAN NEDENLER
Hizmetlerin giderek merkezileştirilmesinin doğal sonucu yerel yönetimlerinin öneminin azalmasıdır.Ancak uygulamada görülen durum tam tersinedir.Yerel yönetimlerin toplum yaşantısı içindeki yeri ve önemi gün geçtikçe artmaktadır.Diyebiliriz ki,yerel yönetimlerin görmekte oldukları hizmetler sayısal yönden önemini yitirirken,kalite yönünden bunun tam tersi bir durumla karşılaşılmaktadır.
Refah Artışının Etkileri
Milli gelirdeki yükselmeler sonucu kişi başına düşen gelir önemli ölçülerde artmış,sosyal refah devlet anlayışının yerleşip gelişmesi sayesinde de asgari yaşam özellikle gelişmiş ülkelerde devlet güvencesi altına alınmıştır.Dolayısıyla bu hizmetleri görmekle görevli yönetimlerin önemi de giderek artmıştır.
Sosyal Yapıdaki Değişiklikler
Toplumların sosyal yapısı da hızla değişmektedir.Bu değişmenin en önemli etkenlerinden biri kentleşme hareketinin günümüzde ulaştığı boyutlardır.Kentleşmenin yoğunlaşması ile beraber yerel bazı hizmetlerin önemi de artmaktadır.Örneğin,kentleşme yoğunlaştıkça çocuk ve özel otomobil sayısı artmakta ve dolayısıyla çocuk bahçeleri de oto parklarına olan ihtiyaç da çoğalmaktadır.Kentleşmenin yoğunlaşması ayrıca kanalizasyon,itfaiye,park vb. hizmetlere olan talebi de arttırmaktadır.
MERKEZİ YÖNETİM İLE YEREL YÖNETİMLER ARASINDA İŞBİRLİĞİ YAPMAK ZORUNLUĞU
Artık yerel karakterde olan mal ve hizmetler yerel yönetimlere,ulusal karakterde olan mal ve hizmetler ise merkezi yönetime bırakılmalıdır kriterine göre bölüştürülmesi yetersiz hale gelmiştir.
Merkezi Yönetim İle Görülen Ortaklaşa Bazı Hizmetler
Bayındırlık ve İmar Hizmetleri
Ana yol,köprü,baraj ve liman gibi alt yapı tesisi niteliğindeki hizmetler merkezi yönetim tarafından gerçekleştirilmektedir.Ancak kent içi yolların bakımı ve onarımı,köylerdeki küçük ve basit köprülerin yapımı,köyleri ilçelere ya da ana yola bağlayan ikinci derecedeki yolların yapımı ve bakımı genellikle yerel yönetimlerin sorumluluğuna terk olunmuştur.Kent içinde park,meydan yapımı gibi hizmetler ise belediyelerin görevleri arasında yer almaktadır.
Sağlık Hizmetleri
Sağlık hizmetlerinin genellikle merkezi yönetim görevleri içinde yer aldığı ülkelerde yerel yönetimler de kendi olanaklarına göre hastaneler açmakta salgın hastalıklarla mücadele çalışmalarına katılmakta,dispanser ev gibi kuruluşlar meydana getirmeye çalışmaktadırlar.
Eğitim Hizmetleri
Sağlık hizmetlerinin bütün ekonomik özellikleri aynen eğitim hizmetleri için de geçerlidir.Faydasının genellikle bölgesel olduğu kabul edilen ilk öğretim hizmetleri pek çok ülkede yerel yönetimler tarafından gerçekleştirilmektedir.Eğitimin yanı sıra kültüre katkısı bulunan tiyatro,kütüphane,müze vb. hizmetler hem merkezi hem de yerel yönetimler tarafından ayrı ayrı gerçekleştirilebilmektedir.
Sosyal Yardım Hizmetleri
Fakir ve kimsesizlere yardım şeklinde somutlaşan sosyal yardım hizmetleri yardımı alan kimseye sağladığı özel faydanın yanı sıra fakirliği giderebildiği ölçüde topluma da yarar sağlar.(Dışsallık).Sosyal yarım hizmetlerinin sonucu olarak topluma taşan dış faydalar bu hizmetlerin pür yarı kamusal mallar arasında yer almasını gerektirir.Bu yardımlar devletin asli ve önemli görevlerinden biridir.Bu anlamdaki yardımların artık yerel yönetimler aracılığı ile yürütülmesi düşünülemez.Çünkü,yerel yönetimlerin mali güçleri buna yetmeyeceği gibi eşit mali güce sahip olmayan yönetimlerin yapacakları farklı yardımlar da vatandaşlar arasında ayrıcalıkların doğmasına neden olabilir.Bundan dolayı ki,sosyal yardımlar günümüzde esas itibari ile merkezi yönetimin görevleri arasında yer almıştır.Yerel yönetimler ise kendi bölgelerindeki fakir ve kimsesizlere olanakları ölçüsünde geçici yardımlar yapmakla yetinmektedirler.
Sadece Yerel Yönetimler Tarafından Görülmekte Olan Hizmetler
Bunların başlıcaları;(değerlendirilmiş bölgesel yarı kamusal mallar=belirli bir fiyat karşılığında sosyal marjinal faydanın sosyal marjinal maliyetin üzerinde kaldığı harcamalar için alınan paralarla karşılanır.) çöp toplama hizmetleri,itfaiye hizmetleri,lağım ve kanalizasyon hizmetleri,kent içi ulaştırma hizmetleri,eğlence ve istirahat yerlerinin temizlik,kalite ve fiyatlarının kontrolüne ilişkin hizmetler,bahçe ve parkların düzenlenmesi hizmetleri,müzelerin açılması ve kent’in görünümünün korunması ile ilgili hizmetler,her türlü yiyecek ve içecek maddelerinin temizliğinin ve fiyatlarının kontrol edilmesine ilişkin hizmetler,imar faaliyetleri ile ilgili yapı kontrolü vb. hizmetler,kent içi su gaz ve elektrik sağlanmasına ilişkin hizmetler,oto park hizmetleri,mezarlık hizmetleri vb..
Belediyelerin hemen her yerde en önemli yerel yönetim birimi olarak kabul edilmelerinin nedeni,gördükleri hizmetlerin günlük yaşantı üzerindeki tartışılmaz etkisidir.
YEREL YÖNETİMİN GELİR TÜRLERİ
Vergiler
Bağışlar
Şerefiyeler
Harçlar
Harcamalara Katılma Payları
Fiyatlar( Kamusal Ticari ve Sınai İşletmelerin Ürünlerinin Satışından)
Borçlanmalar
Emlak Gelirleri
Uygulamada Yerel Yönetimlere Bırakılan Vergiler
Bu alandaki genel eğilim,özellikle üniter devletlerde,gelir ve kurumlar vergisi gibi dolaysız vergiler,özel tüketim,muamele ve gümrük vergileri gibi dolaylı vergilerin merkezi yönetime bırakılması ve emlak vergisi gibi vergilerin ise yerel yönetimlere bırakılması yönündedir.
Emlak Vergisi
Bu verginin yerel yönetimlere bırakılmasının nedenleri; vergi konusunun yerel sınırlar içinde sabit olması ve emlak değerinin etkileyen faktörler arasında belediye hizmetlerinin de önemli bir yer tutmasıdır.
Merkezi Yönetim Vergilerinin Bazılarından veya Toplam Vergi Gelirleri Üzerinden Pay Verilmesi
Bu alandaki ana kural vergilerin önce merkezi yönetim tarafından toplanması,sonra da hangi yönetimlere,hangi vergiler üzerinden ve hangi kriterlere göre pay verilecekse öngörülen bu esaslar üzerinden paylaştırmanın yapılmasıdır.Örneğin,Türkiye’de (1981 öncesinde) Gelir ve Kurumlar Vergileri İle Tekel Maddeleri Safi Gelirinden Belediyelere %5,Akaryakıt İstihsal Vergisinden de İl Özel İdarelerine %22 oranında pay vermekte idi.
Bu yöntemin avantajlarının çifte vergilemeyi önlemesi gelmektedir.Vergileme tek bir yönetim tarafından yürütüldüğü için,bilinçli olarak çift vergileme amacı güdülmediğinden,değişik vergi otoritelerinin birbirlerinden bağımsız olarak alacakları kararlar sebebiyle aynı konu üzerinden birden fazla vergi alınması mümkün olmayacaktır.
Pay verme yönteminin en önemli sakıncası,pay alan yönetimleri pay veren yönetimin mali yönden bağımlısı haline gelmesidir.Paylaşmanın yöntemlerini,özellikle payın miktarını merkezi yönetim tek başına sağladığından uygulamada sonuç daima yerel yönetimler aleyhine olmaktadır.
BAĞIŞLAR
Yerel yönetimlerin hizmetleri veri iken gelirleri giderlerini karşılamaya yetmiyorsa,merkezi yönetimin aradaki farkı kapatacak bir bağış sistemini gerçekleştirmesi gerekir.Kısacası,merkezi yönetim belli koşullar altında yerel yönetimlerin harcamalarına iştirak etmek zorundadır.Bu da ancak,bağış adı verilen ve üst yönetim kademesinden alt yönetim kademelerine karşılıksız olarak yapılan gelir transferleri ile gerçekleştirilebilir.
ŞEREFİYELER
Şerefiye uygulamasında öngörülen amaç,kamu tüzel kişilerinin özellikle belediyelerin,gerçekleştirdikleri bayındırlık ve alt yapı hizmetleri ile imar faaliyetlerinden dolayı,bazı kimselerin mal varlığında meydana gelen değer artışlarının vergilendirilmesidir.Örneğin yeni yolların yapılması,mevcut yolların çok daha iyi hale getirilmesi,yeni meydanların açılması ve yeniden düzenlenmesi gibi faaliyetlerin gerçekleştirildikleri yerlerdeki ev,dükkan,arsa ve tarlaların değerlerinde artış meydana gelir.Değer artışının nedeni belediyelerin sözü geçen hizmetleri gerçekleştirmiş olmalarıdır.İşte bu gibi durumlarda mal varlığında değer artışı meydana gelenlerin bu artışa sebep olan faaliyetin harcamalarına katılmaları öngörülmekte ve bu amaçla salınan yükümlülüğe şerefiye denilmektedir.
HARÇLAR
Harç deyimi,kamu tüzel kişilerinin sundukları olumlu dışsallığa sahip yarı kamusal hizmetlerden yararlananların ödedikleri bedeli ifade eder.Buna bir tür kamusal fiyat da diyebiliriz.Eğitim,sağlık ve adalet hizmetleri olumlu dışsallığı olan yarı kamusal hizmetlerdir.Bu hizmetler,topluma sağladıkları sosyal faydanın yanı sıra bu hizmetten yararlananlara da özel faysa sağlarlar.Hizmetten yararlanan kimse sağladığı özel faydanın karşılığını ödemek istemez ise,bu faydadan mahrum bırakılabilir.Örneğin adliye harcını ödemeyenin davasına bakılmaması gibi.
Yerel yönetimlerin ürettikleri hizmetlerin pek çoğu bölgesel nitelikte olumlu dışsallığa sahip yarı kamusal mallar-değerlendirilmiş mallar-kategorisinde yer almaktadır.Mezbaha,çöp toplama,kanalizasyon,aydınlatma,itfaiye vb. Bütün bu hizmetlerin bir bedel karşılığında sunulmaları,bu bedeli ödemeye razı olmayanların hizmetten yararlanmalarına izin verilmemesi teorik olarak mümkündür.Ancak,bu kamusal fiyatlamada ortak bir ölçünün bulunması oldukça güçtür.Örneğin,mezbaha harcını ödemeyenlerin,kaçak et satışını arttırması şeklindeki olumsuz dışsallığa katlanmayı göze almak kaydıyla bu tesislerden yararlandırılmamaları mümkündür.Ama,itfaiye hizmetlerinin bir bedel karşılığında görülmesi halinde bu harcı ödemeye razı olmayanların evlerinin yanmasına seyirci kalmak elbetteki düşünülemez.
HARCAMALARA KATILMA PAYLARI
Harcamalara katılma payları,yol ve kanalizasyon gibi alt yapı tesislerinin gerçekleştirilmesi sırasında bu tesislerden yararlanacak olanlardan örneğin,bu tesislerin yapıldığı caddeler üzerinde taşınmaz mallara sahip olanlardan alınan harcama karşılığını ifade eder.
Harcamalara katılma payları şerefiyelere çok benzemelerine rağmen esasta onlardan farklıdır.Çünkü,değer artışını vergilendirmek gibi sosyal bir amaçla değil,harcamayı finanse etmek için bir mali amaçla alınır.Amaç,alt yapı tesislerinin harcamalarına,bu tesislerden yararlanacak olanların kısmen de olsa katılmalarını sağlamaktır.
BORÇLANMA
Merkezi yönetim gibi yerel yönetimler de gerektiğinde borçlanma yolu ile gelir sağlama yoluna gidebilirler.Borçlanma,kamu yükünün zaman içinde geleceğe dönük olarak dağıtılmasını sağlayan ve dolayısıyla gelecek kuşakları da yükümlülük altına sokan bir finansman yöntemidir.
Yerel yönetimler,hemen hiçbir ülkede borçlanma konusunda özgür değildirler.Ülkenin bütününün asıl sorumlusu olan yerel yönetimlerin borçlanmasını idari vesayet makamının önceden izin vermesi şartına bağladığı gibi ayrıca bir çok kısıtlamalar da getirmiştir.Örneğin,borçlanma yolu ile sağlanan fonların ne ve kimlerden oluştuğu,borcun alışındaki amaç için kullanılmasının zorunlu kılınması gibi.
EMLAK GELİRLERİ
TÜRKİYE’DE YEREL YÖNETİMLER
YEREL YÖNETİMLERLE İLGİLİ ANAYASA’DA ÖNGÖRÜLEN İLKELER
1982 Anayasa’sının “Mahalli İdareler” başlığını taşıyan 127.Maddesinden çıkan sonuçlar şu şekildedir:
Türkiye’de yerel yönetimler deyiminin kapsamına giren kuruluşlar,İl Özel İdareleri,Belediyeler ve Köyler’dir.Yukarıda aynen yer verdiğimiz madde de görüleceği gibi il özel idareleri deyimi yoktur.Ancak anayasa’da belirtilen ilke doğrultusunda “il halkının müşterek mahalli ihtiyaçlarını karşılayacak kamu tüzel kişiliğinin” il özel idaresi olduğu bir başka kanunda açıkça belirtilmiştir.
Yerel Yönetimler kamu tüzel kişiliğine sahip anayasal kuruluşlardır.
Yerel Yönetimlerin karar organları seçimle oluşturulacaktır.
Yerel Yönetimlerin kuruluşu,görevleri ve yetkileri ile ilgili çıkarılacak kanunlar,yerinden yönetim ilkesine uygun düzenlenmek zorundadır.
Büyük yerleşim merkezleri için özel yönetim biçimleri getirilebilir.
Yerel Yönetim seçilmiş organlarının,organlık sıfatını kazanma ve kaybetmeleri konusundaki denetim yargı yolu ile yapılabilir.
Seçilmiş yerel yönetim organlarını veya bu organların üyelerini,geçici bir önlem olarak,İçişleri Bakanı görevden alabilir.Ancak bu işlem, görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan üyeler hakkında,yargının verebileceği kesin hükme kadar uygulanabilir.
Merkezi Yönetim,Anayasa’da belirtilen amaçlar doğrultusunda,kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde yerel yönetimler üzerinde idari vesayet yetkisine sahiptir.
BELEDİYELER
Günümüz anlamında ilk belediye teşkilatı 1855 tarihinde İstanbul’da kurulmuştur.Cumhuriyet döneminde 1930 yılında çıkarılan 1580 sayılı Belediye Kanunu ve 1984 yılında çıkarılan 3030 sayılı Büyükşehir Belediyeleri Kanunu’na göre görev yapmışlardır.2004 yılında yapılan düzenleme ile 5372 sayılı yeni yasanın kabulü ile belediye kanunu kabul edilmiştir.5216 sayılı yasa ile Büyükşehir Belediyeleri Kanunu değiştirilmiştir.Halen ülkemizde 16 büyük şehir belediyesi bulunmaktadır.
Türkiye’de 4 ayrı belediye vardır;
-İl ve İlçe Belediyeleri
-Büyükşehir Belediyeleri
-Büyükşehir belediye sınırları içindeki ilçe belediyeleri
-Belde Belediyeleri
Türkiye’de nüfusu 5000’i aşan geçen yerlerde belediye statüsünün kazanılması 5272 sayılı kanunun 4.maddesinde belirlenmiştir.Bir veya birden fazla köyün köy ihtiyar meclisinin kararı veya seçmenlerin en az yarısından bir fazlasının mahallinin en büyük mülki idare amirine yazılı başvurusu ya da valinin kendiliğinden buna gerek görmesi durumunda,valinin bildirimi üzerine mahalli seçim kurumları,on beş gün içinde köyde veya köy kısımlarında kayırlı seçmenlerin oylarını alır ve sonucu bir tutanakla valiliğe bildirir.İşlem dosyası valinin görüşü ile birlikte İçişleri Bakanlığına gönderilir.Danıştay’ın görüşü alınarak müşterek kararname ile o yerde belediye kurulur.Yeni iskan nedeniyle oluşturulan ve 5000’i aşan yerlerde İçişleri Bakanlığı’nın önerisi üzerine müşterek kararname ile belediye kurulur.
Belediye’nin Organları
Belediye’nin üç organı vardır.
Belediye Meclisi
Belediyenin karar organıdır.Görevleri; “personelin performans ölçütlerini görüşmek ve kabul etmek,bütçe kesin hesabını kabul etmek,belediye imar planını kabul etmek,borçlanmaya karar vermek,kanunlarda vergi,resim,harç gibi mali yükümlülüklerin uygulanacak ücret tarifesini belirlemek,şartlı bağışları kabul etmek,meclis başkanlık divanını ve encümen üyeleri ile ihtisas komisyonları üyelerini seçmek” gibi görevleri vardır.Belediye meclisleri her ayın ilk haftası,meclis tarafından önceden belirlenen günde,mutat toplantı yerinde toplanır.Ekim ayı bütçe görüşmesine rastlayan toplantı süreci 20 gün,normal zamanlarda toplantı süresi en çok 5 gün olabilmektedir.Belediye meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve katılanların salt çoğunluğu ile karar verir.
Belediye Başkanı
Belediye başkanı,belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir.İlgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre seçilir.Buna göre belediye başkanları halk oyuyla 5 yıllığına seçilmektedir.Görevleri; “belediye teşkilatının en üst amiri olarak belediye teşkilatını sevk ve idare etmek meclise ve encümene başkanlık etmek,belediyenin taşınır ve taşınmaz mallarını idare etmek,belediyenin gelir ve alacaklarını takip etmek,belediye personelini atamak,şartsız bağışları kabul etmek” gibi görevleri vardır.
Belediye Encümeni
Yürütme organıdır ve ilgili kanunla gösterilen esas ve usullere göre seçilmiş üyelerden oluşur.Seçimler 5 yılda bir kez yapılır.Belediye başkanının katılamayacağı toplantılarda belediye başkanının görevlendireceği başkan yardımcısı ve encümen üyesi encümene başkanlık eder.Görevleri; stratejik planlar ile bütçe kesin hesaplarını inceleyip belediye meclisine görüş bildirmek,kamulaştırma kararını almak ve uygulamak,öngörülmeyen giderler ödeneğinin harcama yerlerini belirlemek,kanunlarda öngörülen cezaları vermek,umuma açık yerlerin açılış ve kapanış yerlerini belirlemektir.
Belediyenin Görevleri
Belediye görevleri ile ilgili 3 ilke vardır.
Genellik İlkesi: Belediyeler,yasaların belediyelerce yapılmasını yasaklamadığı ya da yapılmasını açıkça başka kuruluşlara bırakmadığı her türlü hizmeti görmeye yetkilidir.
Yetki İlkesi: Belediyeler,yapmak istedikleri her hizmet için devletin üst kuruluşlarından yetki almak zorundadırlar.
Liste İlkesi: Bu ilkeyi benimsemiş olan ülkelerde ise,belediyelerin yapacağı hizmetleri yasada tek tek sıralanmıştır.
Belediyelerin Yetki ve İmtiyazları
-Belde halkının mahalli müşterek ihtiyaçları için her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak,
-Kanunların verdiği yetki çerçevesinde yönetmelik çıkarmak,emir vermek,belediye yasaklarını koymak,
-Gerçek veya tüzel kişilerin faaliyetleri ile ilgili izin ve ruhsatı vermek,
-Özel kanunlar gereği belediyelere ait vergi,resim,harç ve bunlar dışındaki doğalgaz,su ile ilgili tarh,tahakkuk ve tahsil işlemlerini yapmak,
-Vergi,resim ve harçlar dışında kalan ve miktarı 25.000,00 YTL. Kadar olan dava konusu uyuşmazlıkların anlaşmayla tasnifine karar vermek,
- Borç almak ,bağış kabul etmek,
-Reklam panoları ve tanıtıcı tabelalar konusunda standartlar getirmek,
- Gayri sıhhi müesseseler ile umuma açık istirahat ve eğlence yerlerini ruhsatlandırmak ve denetlemek

Belediyelerin Gelirleri
-İller Bankasının genel bütçe vergi tahsilatından belediyeler verdiği pay,
-Kanunlarla gösterilen belediye vergi,resim,harç ve katılma payları,
-Genel ve özel bütçeli idarelerden yapılacak ödemeler,
- Taşınır ve taşınmaz malların kira,satış ve başka suretle değerlendirilmesinden elde edilecek gelirler,
- Belediye meclisi tarafından belirlenecek tarifelere göre tahsil edilecek hizmet karşılığı ücretler,
- Faiz ve ceza gelirleri,
- Bağışlar,
- Her türlü girişim,iştirak ve faaliyetler karşılığı sağlanacak gelirler,
- Diğer gelirler,
- Belediye Gelirleri.
Belediye Kanununa Göre Elde Edilen Gelirler
Belediye Gelirleri Kanunu,birinci kısmında belediye vergileri,ikinci kısmında harçlar,üçüncü kısmında ise harcamalara katılma payları yer alır.
Belediye Vergileri
-İlan ve Reklam Vergisi
-Eğlence Vergisi
-Haberleşme Vergisi
-Elektrik ve Havagazı Tüketim Vergisi
-Yangın Sigorta Vergisi
-Çevre Temizlik Vergisi
Belediye Harçları
- İşgal Harcı
- Tatil Günlerinde Çalışma Ruhsatı Harcı
- Kaynak Suları Harcı
- Tellallık Harcı,
- Bina Harcı,
- Hayvan Kesimi muayene ve denetleme harcı,
- Sağlık belgesi harcı,
- İşyeri Açma İzni Harcı,
- Kayıt ve Suret Harcı
Harcamalara Katılma Payları
-Yol Harcamalarına Katılma Payları,
- Kanalizasyon Harcamalarına Katılma Payları,
- Su tesisleri harcamalarına katılma payları
b- Emlak Vergisi
Emlak vergileri belediye gelirleri kanunu dışında özel kanunu olan vergilerdir.Emlak vergileri 1971 yılına kadar il özel idareleri tarafından yürütülmüş,bu yıldan sonra vergiler merkezi idare geliri haline getirilmiştir.Ancak 1985 yılında emlak vergisinin tahsili belediyelere bırakılmıştır.
Belediyelerin Bütçeleri
Belediye bütçeleri kararname hükmündedir.Belediye başkanınca hazırlanan bütçe tasarısı Eylül başına kadar belediye encümenine sunulur ve İçişleri Bakanlığına gönderilir.İçişleri Bakanlığı belediye bütçe tahminlerini konsolide ederek merkezi yönetim bütçe tasarısına ekleyerek Eylül ayı sonuna kadar Maliye Bakanlığına bildirir.Encümen bütçeyi inceleyerek görüşüyle birlikte Kasım ayının birinci gününden önce belediye meclisine sunar.Meclis bütçe tasarısını aynen veya değiştirerek kabul eder.Kabul edilen bütçe,mali yıl başından itibaren yürürlüğe girer.
Her yıl bütçesinin kesin hesabı,belediye başkanı tarafından hesap döneminin bitiminden sonra mart ayı içinde encümene sunulur.Kesin hesap belediye meclisinin mayıs ayı toplantısı toplantısında görüşülerek karara bağlanır.Belediye bütçesi ile muhasebe işlemlerine ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığı’nın görüşü alınarak İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
B- İL ÖZEL İDARELERİ
İl Özel İdaresinin Organları
İl Özel İdaresinin Organları; vali,il genel meclisi ve il encümenidir.
İl Meclisi
İl Özel İdaresinin karar organıdır.Üyeleri seçmenler tarafından 5 yılda bir seçilmektedir.
İl Genel Meclisinin Görevleri
Stratejik plan ile yatırım ve çalışma programlarını kabul etmek,
Bütçe ve kesin hesabı kabul etmek,
İl çevre düzeni planı ile belediye sınırları dışındaki alanın imar planlarını görüşmek ve karar bağlamak,
Taşınmaz malların satılması ve kiralanması,
Şartlı bağışları kabul etmek,
Encümen üyeleri ve ihtisas komisyonları üyelerini seçmek,
Yönetmelikleri kabul etmek,
Ücret tarifelerini belirlemek.
İl Genel Meclisi her ayın ilk haftası meclis tarafından önceden belirlenen günde düzenli olarak toplanır.Kasım ayı toplantısı dönem başı toplantısıdır.Bütçe görüşmesine rastlayan toplantı süresi 20 güne kadar uzayabilir.İl genel meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve katılanların salt çoğunluğu ile karar verir.İl genel meclisi tarafından alınan kararların tam metni en geç 5 gün içinde valiye gönderilir.Vali hukuka aykırı gördüğü kararları 7 gün içinde gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere il genel meclisine iade edebilir.Valiye gönderilmeyen meclis kararları yürürlüğe girmez.Vali meclisin ısrarı ile kesinleşen kararlar aleyhine 10 gün içinde idari yargıya başvurabilir.
b- İl Encümeni
Valinin başkanlığında,il genel meclisinin her yıl kendi üyeleri arasından bir yıl için gizli oyla seçeceği beş üye,diğerleri ise biri mali hizmetler birim amiri olmak üzere valinin her yıl birim amirleri arasından seçeceği beş üye toplam 10 üyeden oluşmaktadır.
Görevleri,
Stratejik plan ve yıllık programı ve bütçe hakkında görüş bildirmek,
Çalıma programlarına alınan işlerle ilgili olarak kamulaştırma kararlarını almak,
Öngörülmeyen giderler ödeneğinin harcama yerlerini belirlemek,
Fonksiyonel bütçede ikinci düzeyleri arasında aktarma yapmaya karar vermek,
Belediye sınırları dışındaki umuma açık yerlerin açılış ve kapanış saatlerini belirlemek,
Vali tarafından havale edilen konularda görüş bildirmek gibi görevlerdir.
c) İl Özel İdaresi Başkanı (Vali)
Vali il özel idaresinin başı ve tüzel kişiliğinin temsilcisidir.Merkezi idare organı olan il genel idaresinin de başında olan vali,aynı zamanda il özel idaresinin de başkanlığını yapar.
İl özel idaresi teşkilatı; genel sekreterlik,mali işler,sağlık,tarım,imar,insan kaynakları,hukuk işleri birimlerinden oluşur.
Gelirleri;
Kanunlarda gösterilen il özel idaresi vergi,resim,harç ve harcamalara katılma payları,
Genel Bütçe vergi gelirlerinden ayrılan paylar (%1,12)
Genel ve Özel bütçeli idarelerden yapılacak ödemeler,
Taşınır ve taşınmaz malların kiralanması,satışı sonucu elde edilen gelirler,
Faiz ve ceza gelirleri,
Bağışlar,
Her türlü girişim,iştirak ve faaliyetler karşılığında sağlanacak gelirler.
2- İl Özel İdarelerinin Bütçeleri
İl özel idaresi bütçesi, yıl başından sonuna kadar bir yıla ait gelir ve gider tahminlerini gösteren,gelirlerin toplanmasına,hizmetlerin yapılmasına ve harcamalara izin veren bir meclis kararıdır.İl Özel idare bütçeleri vali tarafından hazırlanır ve eylül ayı başında il encümenine yollanır.Encümende gerekli incelemeyi yaptıktan sonra Kasım ayının birinci gününden önce il genel meclisine sunar.İl Genel meclisi bütçe tasarısını yıl başından önce aynen ya da değiştirerek kabul eder.İl genel meclisinde görüşülerek karar bağlanan bütçenin iki örneği karardan itibaren 15 gün içinde İçişleri Bakanlığına gönderilir.İçişleri Bakanlığına gönderilen bütçe en geç 30 gün içinde aynen veya değiştirilerek onaylanır.Bu süre içinde onaylanmayan bütçe kendiliğinden onaylanmış sayılır.
C- KÖYLER
1924’de düzenlenmiştir.Nüfusu 2000’den az olan yerleşim birimleridir.Herhangi bir yerleşim yerinin Köy Kanunu’na göre köy sayılabilmesi için nüfusunun en az 150 olması gerekmektedir.
1-Köy İdarelerinin Görevleri
İsteğe Bağlı Görevler; köylülerin istediklerinde yaptıkları görevlerdir.Yoksullara yardım,cenazelerin kaldırılması,hamam yapılması,çamaşırlık yapılması,çarşı yapılması,kitaplık kurulması gibi.
Zorunlu Görevler;yerine getirilmemesi durumunda ceza uygulanan görevlerdir.Bunlar,sağlıkla ilgili görevler,temizlik,yol,su,okul ve asker gönderme ile ilgili işlerdir.
2- Köy İdaresinin Organları
a) Köy Derneği
Köy derneği köyde bulunan seçmen yaşındaki tüm kadın ve erkeklerin oluşturduğu bir meclistir.Bu meclis karar alma organıdır.Köy derneği köy muhtarını ve ihtiyar meclis üyelerini seçme hakkı bulunmaktadır.
b) İhtiyar Meclisi
Köy’e ait işleri görüşerek yürütmeye ilişkin kararlar alan ve bunları denetleyen bir organdır.İhtiyar meclisi iki tür üyeden oluşur.Bir kısmı seçimle üyelik kazananlar,bir kısmı ise kanunen doğrudan ihtiyar meclisine gönderilenlerdir.Seçilenler köy derneği tarafından 5 yıllığına seçilenlerdir.Doğrudan katılanlar ise köy öğretmeni ve köy imamıdır.İhtiyar heyetinin başkanı muhtardır.İhtiyar heyetinin görevleri; köy işlerinin sıraya konulması,imece ve salmaya karar vermek,köy muhtarının harcamalarını denetler,köy bütçesini kabul eder,köylüler arasındaki uyuşmazlıkları uzlaşma yolu ile gidermeye çalışır,köyün zorunlu işlerini görmeyenlere ya da paylarını ödemeyenlere para cezası verir.
c) Köy Muhtarı
Köy idaresinin başı muhtardır.Muhtar köy tüzel kişiliğinin temsilcisi ve devlet memurudur.Köy muhtarı ihtiyar meclisi üyeleri gibi köy derneği tarafından 5 yıl için seçilir.Köy idaresinin zorunlu ve isteğe bağlı olan tüm işlerinin görülmesi köy muhtarının bizzat ya da köy halkına yaptırmasıyla olmaktadır.
Köyde köy muhtarının dışında köy imamı ve köy öğretmeni devlet memurlarıdır.Köy korucusunun maaşı köy bütçesinden ödenmektedir.
3- Köy İdaresinin Gelirleri
a- İmece
İmece sadece köy gelirleri içerisinde yer almaktadır.Köyün zorunlu işlerinin yapılması
İçin köy halkının hep birlikte çalışmak suretiyle iş yapmasıdır.Bedenen ödenen bir vergiye benzemektedir.
b-Salma
Köy halkından hane başına alınan bir vergidir.Köy ihtiyar meclisi tarafından salma salınır.Herkesin mali gücüne göre alınmaktadır.Salma yasal olarak en yüksek 20,000,00 YTL olarak tespit edilmiştir.
c-Bakaya
Bir önceki yıl tahakkuk eden fakat tahsil edilemeyen gelirlerdir.
d) Diğer Gelirler
Köy kanununa göre köy idaresinin bir çok konu üzerinden resim ve harçlara benzer gelirler elde edilebilmektedir.Bunlar;
Köy kanununa göre alınacak para cezaları,
Köy adına yazılı emlak ve arazi geliri,
Vakfedilen arazi ve emlak geliri,
Hediye ve Bağışlanmış paralar ve mallar,
Köy adına ekilen tarla geliri,
Köy,tezgah,ambar ve dükkan gelirleri,
Mühürlenecek ilmühaberlerden alınacak ücret,
Köy sınırları içindeki taş,kireç,tuğla,kiremit ocaklarından alınacak ücret,
Çay ve nehirler üzerindeki kayıt ve sallardan alınacak ücret,
Köy sınırları içindeki otlak ve mera kiraları,
Köyde satılmak için kesilen hayvanlardan alınacak bedel,
Köy sınırları içindeki kaplıca ve maden suları gelirleri.
4- Köy Bütçeleri
Köy bütçeleri her yıl Kasım ayında hazırlanmaktadır.Köy İdareleri Hesap Talimatına göre bütçe hazırlanmaktadır.Köy bütçeleri köy idarelerinin bir yıllık tahmini gelir ve giderlerini gösteren ve bunların senesi içinde toplanıp kanunlarla belli edilen işlere ve hizmetlere harcanmasına izin veren bir kararname niteliğindedir.Muhtarın bu çerçevede hazırladığı bütçe kaymakam veya vali tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girer.








güzel bir çalışma olmuş.
YanıtlaSil